Kanal 24′ün Tarafsız Konukları | Medya Dünyası

Kanal 24′ün Tarafsız Konukları

Bugün Kanal 24′de bir program izledim. Düşünsel bir baÄŸnaz olmadığım için farklı görüşlerdeki insanların ne dediÄŸini de dinlemeye çaba gösteriyorum.
“Belki ben yanılıyorumdur” diyerek baÅŸka bir görüşü sabırla dinlemek kuÅŸkusuz ki çok önemli.

Her neyse bu program alışıldık bir isme sahipti: Kim Haklı?
Cevabı baştan bilinen sorulardan biri işte. Tabiki hükümet haklı ama yine de dinleyeyim dedim. Tartışma Kürt açılımı konusunda kimin haklı olduğunu; hükümet mi yoksa görüşmeye razı olmayan muhalefet mi ekseninde devam ederek şekilleniyordu.

Aradaki konuşmalar sevmesem de bir fikirdi ve farklı açılardan bakıldığında her fikrin doğru olabileceği noktalar bulunabilir. Fakat gerçekler farklı noktalardan bakıldığında değişmez.

İşte bu gerçekleri değiştirmek adına entelektüel bir bade içmiş çok değerli bir zat konuşmaya başladı bir süre sonra. Kendisi Politik Psikiyatr Prof. Dr. Tarık Yılmaz. Kendince geliştirdiği zengin düşünce dağarcığı ulusalcı-vatansever - Atatürkçü kitleleri nasıl bilimsel olarak küçük düşürürüm ilkesi üzerine kurulmuşa benziyordu.

Muhalefet İrrasyonel
Kendince ortaya attığı bu düşünce muhalefetin irrasyonel yani akıl dışı davrandığını savunuyordu. Zaten entelektüel oluşuyla söylediği süslü sözlerin profesörümüzün cümlelerine renk katmasının yanında daha etkileyici görünmek için bur rasyonelliği çarpıcı örneklerle açılaması gerekiyordu.
Tarık Yılmaz’ın muhalefet dediÄŸi CHP ve MHP oluyordu. Bu partiler sürekli ÅŸeriat gelecek, laiklik elden gidecek, ülke bölünecek gibi akıl dışı söylemlerde bulunuyorlarmış. Mulefet partileri bu akıl dışı tavırlarıyla %40′lara varan toplam oylarıyla geniÅŸ halk kitlelerinin beyinlerini yıkamayı bir ÅŸekilde baÅŸarıyorlarmış.
Yani profesörümüzün dediğine göre
“Åžeriat gelecekti. Hani geldi mi? Hayır.”
“Ülke bölünecekti. Hani bölündü mü? Hayır.”
Demek ki bu düşünceler tamamen safsata, batıl inan ve akıl dışı hezeyanlarmış.
Aklı başında her bilim insanının rahatlıkla tahmin edebileceği gibi sebepler ve sonuçlar arasında, deterministik denilen bir ilişki vardır. Yine her bilim insanı bir olayın gelişimini etkiyen sayısız faktör olabileceğinin farkındadır.

Şeriat gelecek korkusu olmayıp önlemler alınmasaydı belki de gerçekten gelecekti.
Bu kadar basit bir çıkarımı yapmakta zorlanan Sayın Politik Psikiyatr Prof. Dr. Tarık Yılmaz kuşkusuz ki bunun bilincinde. Ama içsel zaaflarına yenilerek ve akıcı bir konuşma yapmak uğruna bile bile bilimsel gerçeği çarpıtıyor.

Üstelik sevgili profesörümüz Türkiye’deki laik-ulusalcı çevreleri eleÅŸtirirken bir örnek veriyor.
Biliyorsunuzdur. ABD’de uzaylıların geleceÄŸine, dünya milenyumda yok olmadan önce uzaylıların kendilerini kurtaracağına inanan bazı tarikatlar vardı. Hatta bazıları toplu halde intahar etmiÅŸti. Güya ruhlarını uzaylılar kurtaracakmış. (moon tarikatı mı neydi)

Neyse. Bu tarikat üyeleri atıyorum 1 Ocak 2009′da uzaylılar gelecek diyorlarmış. Bu anı özlemle bekliyor, hazırlık yapıyorlar ama o gün geldiÄŸinde haliyle hiçbir ÅŸey olmuyormuÅŸ.
Sonra “bu sefer olmadı bir dahakine kesin gelecekler” deyip örneÄŸin 1 Ocak 2010′u bekliyorlarmış . Tabi yine gelen giden yok. Ama tarikatın müritleri bunca geliÅŸmeye raÄŸmen sahip oldukları düşünceden kurtulamıyor, hala batıl inançlarına devam ediyorlarmış.

Bilmeyen bilmez ama Amerikada oldukça uç nokta bir sapkın tarikat örneği olan bu örnekler oldukça sosyopat ve kapalı topluluklarda görülmekte.
Ama bizim profesörümüzün dediğine göre muhalefe oy veren %40 bu zavalli insanlar gibi bir türli kendilerine anlatılan yalanların farkına varamıyor, Türkiye bölünmediği halde sürekli ülke bölünecek falan gibi konuları kafalarına takıyorlarmış.

Politik Psikiyatr Prof. Dr. Tarık Yılmaz, Türkiye’nin hiçbir güvenlik ve rejim sorunu olmasa bile CHP ve MHP’nin aynı oyları alabileceÄŸinin ayırdına varacak zihinsel bir yeterliliÄŸin maalesef sahibi deÄŸil. Üstelik kendi halkının %40′ını sapkın bir ABD postmodern tarikatı davranışına bir tutup aÅŸağılarken bilimsel tarafsızlıktan olukça uzak.

İyi ki beynimi sınırlayan bir çerçeve yok. Hangi görüşten olursanız olun umarım sizlerin de olmaz.



Yorum Yaz